(“Gönül Öğretmen”) Onur Sezgin’in Tiyatral Şiir için yazmış olduğu denemelerden en kapsamlı olanıdır. Şiiri dikkatlice okuyup inceledikten sonra daha detaylı bilgi edinmek ve bu yeni oluşum hakkında düşüncelerinizi iletmek için, (www.onur-sezgin.tr.gg) bölümünü ziyaret edebilirsiniz.
1.perde 2. kısım “Gönül Öğretmen”
Ders kompozisyon dersiydi
Anlattı öğretmen, yapılması gerekenleri
Yazabilmek için en etkili cümleleri
Onu can kulağıyla dinleyen öğrencilerine
Sonra ekledi, “Kelimeler” dedi
“Ancak kelimeler yansıtabilir
En saklı düşüncelerin resimlerini!”
Anlaşılan o ki, her şeyde olduğu gibi
Bu işin de varmış bazı incelikleri
Küçük bir ev ödeviydi yalnızca verdiği
Küçüktü küçük olmasına da,
Şaşırtmıştı yine de bazı öğrencileri
Hiçbiri tahmin etmiyordu
Başlangıç için böyle bir yöntemi
Babalarının işten dönmelerini bekleyeceklerdi
Sonra sarılacaklardı babalarına,
Sevgi dolu bir gülümseme ile
Daha kapıda ilk gördükleri anda hem de
“Peki, ya daha sonra?”
Diye sordu bir öğrenci sabırsızlıkla
Sınıfın en çalışkan öğrencilerinden biriydi Fatma
Keşke diğer öğrenciler de hep böyle olsa
Demişlerdi ya, hani öğretmenler toplantısında
Karma eğitim diyorlardı bunun adına
Üstün zekâlısı da vardı, oldukça geç anlayanı da
Elmalarla armutları karıştırmak doğru olmasa da
Ülke koşulları diyorlardı, alt yapı gerekir diyorlardı,
Sorumluluğumuz büyük deyip,
Toplantıyı kapatıyorlardı
İyi ama bu durumda ne yapmalı?
Önce Fatma’nın sorusunu yanıtlamalı
Diye düşündü Gönül öğretmen
Dalgın düşüncelerden sıyrılarak
Ve cevap verdi,
“Babanızın tepkilerini yazacaksınız”
Hiç oralı olmadı Ahmet,
Oralı da değildi zaten
“Sen” dedi Gönül öğretmen,
“Sen anladın mı ne yapacağını?”
Cevap vermedi Ahmet
Nemli nemli bakan gözlerinin karası
Sanki Arap atlarından kalmaydı
Kaybettiği yarışa üzülür gibi
Biraz daha üstelense,
Eminim ıslanacaktı gözbebekleri
Bu çocuk için, durgun bir öğrenci, diyordu
Toplantıya hep geç gelen Fen Bilgisi öğretmeni
Ya ilgili biri gibi görünmek,
Ya da niyeti öğrenmekti bunun sebebini
“Sanırım ciddi bir beslenme sorunu var bu çocukta”
Diye açıklama yaptı sınıf öğretmeni
“Bu doğru” dedi Haluk öğretmen
“Kuru ekmeği ıslatarak yiyorlarmış”
“Babasını bilirim” diye söz aldı Selçuk öğretmen,
“Bağışlayın beni ama… Çok uyuz bir adamdır,
Çalışmayı pek sevmez”
“Bir şeyler yapılamaz mı?” diye ısrar etti
Fen Bilgisi öğretmeni
“Bunlardan öyle çok ki, zibil gibi
Hangi birine yardım etmeli
Ağabeyi çalışmazsa perişan olurdu halleri”
Denildi ve konu geçiştirildi
“Sen Hayri, peki sen anlayabildin mi ev ödevini?”
Hayri, saf bir öğrenciydi
Uzmanların kaynaştırma öğrenci dedikleri,
Çan eğrisinin alt kısmında olanlardan hani
Okuma yazmayı bir türlü öğrenememişti
Ailesine katkıda bulunabilmek içinse,
Bıkıp usanmadan, sabırla diziyordu
Çoğumuzun hamallık dediği o boncuk tanelerini
Oluşturabilseydik bu tür öğrencilere
Hafifletilmiş El Sanatları ağırlıklı
Okul modelleri,
Ülke için olamazlar mıydı
Yük yerine daha verimli?
Neyse, bırakalım şimdi bu kafiyeli cümleleri de
Ne söylemiş Hayati, ona bakalım
“Babamızı kucaklayacakmışız öğretmenim”
Çok güldü bu söze arka sıralarda oturan
Ve Necati’yi zekâ bakımından
Hiç aratmayan Abdülkerim
“Neden güldün Abdulkerim?”
“Hiç öğretmenim”
“Hiç olur mu Abdulkerim, bir nedeni vardır elbet bu gülmelerin”
“Hayati, babasını kaldıramaz ki, o çok şişman bir
adam”
“Babamızı kucağımıza alacağımızı da kim söyledi?
Sadece sarılacağız” dedi Gönül öğretmen
“Sonra da tepkilerini yazacağız” diye ekledi
Zilin çalmasını beklerken derin bir of çekerek
Belki de ön sıralarda oturan Ayşe’nin
Neden ağladığını merak ederek
“Nesi var bunun?”
“Babası geçen gün evi terk etmiş öğretmenim,
Ben şimdi kime sarılacağım diye ağlıyor”
“Üzülme Ayşe” diye yanına gitti Gönül öğretmen
“Üzülme, sen de annene sarılır, onun tepkilerini
yazarsın”
“Olur mu öğretmenim?” diye sordu Ayşe
Silerken gözyaşlarını,
İçi de biraz olsun rahatlamıştı
“Ben de anneme sarılsam olur mu?” diye sordu
Arkalarda oturan sınıfın en uzun boylu kızı Arzu
“Hayrola Arzu, yoksa senin de mi baban?”
“Hayır” diye hızla cevap verdi Arzu
Leb demeden anlamıştı leblebiyi
Sorusunu daha tamamlayamadan öğretmeni,
Kusmuştu içinde birikenleri
“Ben her zaman sarılırım babama,
Sorun olmaz ki bu bana
Bilirim içinden geçenleri
O yüzden harcamak istemem boş yere kelimeleri
Yazmak için her gün yaşadığım şeyleri”
“Annene hiç sarılmıyor musun peki?”
Diye sormak istemişti ki,
Ansızın çalan zilin sesi bitirmişti bu dersi
Ağır ağır inerken merdivenleri
Bu soruyu düşündü, acaba neydi sebebi?
Takılmıştı bir kez aklına
O kızın söyledikleri
Sonunda öğrendi Gönül öğretmen
Sınıfta okunurken kompozisyon ödevlerini
Arzu’nun annesi, öz değil – üveydi
İşte buydu nedeni
(Bir çocuğun anne özlemi)
“Kelimeler” dedi sınıfın en dahi öğrencisi Bahri
“Ancak kelimeler yansıtabilir
En saklı düşüncelerin resimlerini
Tıpkı sizin bize söylediğiniz gibi”
Onur Sezgin 07.03.2007
|